Neden Blog Yazıyorum? Ve Birilerine Saydırma!

Düşüncelerimi paylaştığım başka bir blog post ile karşınızdayım. Yine olay örgüsü yok, yine birilerine saydırıyorum. Arada kendimden de bahsetmeyi unutmadım.

Blog or Vlog
Çoğu insan blog veya blogger’lık kavramını kozmetik ürünleri tanıtan kadınlardan ibaret sanmakta. Tıpkı Titanik’in çarptığı buz dağı gibi bu tip web sayfaları bu dağın sadece görünen yüzü. İlk başlarda tamamen insanların günlüklerini internet ortamına taşımasına benzeyen Blog kavramı, şimdilerde ise güçsüz bir kolu yine yazı ortamında yoluna devam ederken Blog’dan türeyen ve ismine Vlog adı verilen insanların bir konu hakkında bahsettikleri veya hayatlarından belirli kesitleri takipçileri ile paylaşmasıyla görsel bir içerik üretmeye dönüştü.
Ülkemizde kitap okuma oranı zaten düşüşteyken Blog okuma oranı hayli hayli düşük olacaktır. Yani daha kendi merakı veya işi ile ilgili olan bir metni okumayan insandan sizin hayatınızdan bahsettiğiniz veya rastgele bir konudan görüşlerinizi belirttiğiniz bir yazıyı okumasını beklemek gerizekalıca olur. Aslında bizim dikkat çekmemiz gereken nokta insanların neden okumadığı fakat konuyu dağıtmamak amacıyla blog konusundan devam edelim.
Aslında bu zamanda Blog’lar amacından şaşmış gibi görünüyor. İnsanların kendi görüşlerini ilettiği bir platformdan amacı sadece Adsense veya diğer reklam platformları amacılığı ile para kazanmak, sponsorlardan gelen ürünleri almak gibi bir duruma dönüştü. Burada suçluyu aramak ise yine boşa kürek çekmekten başka bir şey değil. Bu ortamı bu hale yine biz dönüştürdük. İnsanların yaptıkları 1 sponsorlu içeriğe bile “ooov parası neyse verelim reklam yapma” tarzı söylemler ile yazarı platformdan uzaklaştırdınız veya bakış açısını değiştirmeye yönelttiniz. Onlar da içeriklerinde -burada sadece yazılı değil görsel içerikleri de kapsayan bir düşüncem var- sanki tamamen şans üzerine o ürünü almış veya her zaman kullandığı bir şeymiş gibi göstererek yine o içerik üreticiye hakarette bulunan kitleyi bir nevi aptal yerine koyarak yaptığı işe devam ediyor. Bizim embesil kitlemiz de bu içeriği normal sponsorsuz gibi algılayarak izlemeye veya okumaya devam ediyor.
Blogger’lığın diğer bir dalı ise Vlogger’lık. Aslında ayrı bir konu olarak da değerlendirebilirsiniz fakat Blog soyundan geldiği için küçük kardeşi gibi adlandırabilirim diye düşünüyorum. Artık Vlogger’lar işin çığırını çıkararak Clickbait’in dibine vuruyorlar. “Sıtarbuks’ta Memem Açıldı!” yok şurada şöyle oldu diyerek ergen ve abaza kitlenin mastürbasyon malzemesi oluyorlar. Bu tür insanlara karşı bizim yapabileceğimiz en iyi şey diğer kaliteli içerikleri gözüne sokarak bir nebze de olsa onları bilinçlendirmek olmalıdır. Biliyorum yine konuyu saptırdım ama bu kitleye değinmemek elimde değil.

Neden Blog Yazıyorum?

En son ise yazının da başlayacağınız gibi neden blog yazıyorum kısmına başlıyoruz. Benim gibi bloglamak’tan sapan ve yardım veya haber sitesi kıvamına gelen çok fazla blogumsu sayfa var. Ben de bu yanlıştan dönmeye çalışarak kendi düşüncelerime yer vermeye çalışıyorum. Fakat yine de sayfanın aktifliğini koruması için gözüme takılan veya önemli haberleri sizinle paylaşmaya devam edeceğim.
Aslında 3 yıl önce yazılma kendimi alıştırmak için açtığım Blogspot bir site beni bu güne hatta işimi bulabileceğim bir hale kadar getirdi. İlk başlarda elektronik sporlar basınında ülkemizdeki eksiği doldurmak amacıyla çeviriler yapıyordum veya TŞL’de o hafta neler yaşandığının bir özetini geçerek sizler ile paylaşıyordum. Daha sonra insanların beni fark etmesi ile bir takım yerlerden teklifler gelmeye başladı. Önce Oyunviral’de testler üreterek daha sonra ise bo3.co’da elektronik sporlar ile ilgili haberler hazırlıyordum. Ve sondan bir önceki durak olan Fourespor elektroink sporlar dergisine geçtim. Daha sonra tanıdıklar vasıtası ile Bilemezsin ekibine katıldım ve şu anda da Bilemezsin eSpor’da editörlük yapmaktayım.
Bu alakasız bir konudan çıkan blogger’lık aslında boş zamanlarımda severek yaptığım bir aktivite olduğunu fark ettim. İnsanların görüşlerini okumanın hoşuma gitmesi beni blog yazmaya iten en değerli etkenlerden. Ekşisözlük ve Facebook yorumlarını okuyup benim görüşlerimi de insanların okumasını düşünmek cidden mutluluk verici. Bunların ardından bahsettiğim gibi çoğu blogger ana konseptten ayrılarak farklı bir alan yaratıyor. Bu sitenin de başlığında görebileceğiniz gibi “Haber sitesi tadında kişisel blog” cümlesi tam olarak beni tanımlıyor. Aslında hem teknoloji, yazılım ve siber güvenliğe olan merakım hem de düşüncelerimi diğer insanlar ile paylaşmak beni gaza getiren en büyük şey. Ve tabi ki sizlerin olumlu-olumsuz geri bildirimleriniz ve henüz 2 haneye geçmeyen Adsense gelirleri de bu gaza getirici etkenlerden.
Aslında buraya kadar okuduysanız size gerçekten teşekkür etmem gerekmekte çünkü yukarıda cidden çok saçmaladığımın farkındayım. Aniden gelen yazma hissi ile kafamdan geçenleri az çok kelimeler ile ifade etmeye çalıştım. Bu arada bu yazı 11 Ağustosta yani Hip Hop kültürünün 44. Yaş gününde yazıldı. Doğum günün kutlu olsun Hip Hop!

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.